Trakya Bölgesi

Trakya Bölgesi

Trakya, Güneydoğu Avrupa’da yer alan Bulgaristan ve Yunanistan ile Türkiye’nin Avrupa kıtasındaki topraklarını (Kırklareli, Tekirdağ, Edirne ile Çanakkale ve İstanbul’un Avrupa kıtasındaki ilçelerini) içeren, tarihi çok zengin bir bölgedir. Türkiye sınırları içerisinde kalan kısmına Doğu Trakya ya da Türkiye Trakya’sı denmektedir. Gelibolu ve Çatalca Yarımadası da Trakya bölgesinin parçasıdır. Aynı zamanda Ege Denizi’ nin kuzeydoğusunu oluşturan kısmına da “Trakya Denizi” denir.

Kırklareli

Şehir geçmişte Roma, Bizans ve Osmanlı’nın hakimiyeti altına girmiştir. Eski ismi ”Kırk Kilise” olan ilimizde Osmanlı Dönemi’nde Sultan I. Murad zamanında fethedilirken 40 şehit verilmiştir. Bunun üzerine bu il “Kırklareli” olarak anılmaya başlanmıştır. Fethedildikten sonra bir süre sancak olarak kullanılmış daha sonra ilçe olmuştur. 1924 yılından itibaren de il olarak kalmıştır. Osmanlı’nın hakimiyeti altına giren şehir Osmanlı Devleti’ ne ait birçok mirasa da ev sahipliği yapmaktadır. Bunlardan bazıları cami, çeşme, hamam, arasta, köprü, şehitlik ve türbelerdir. Osmanlı Devletinden geriye kalan bu yapılar sayesinde şehrin önemi anlaşılmaktadır

Şehrin nüfus yoğunluğu bir süre diğer şehirlere kıyasla ülke ortalamasının üzerinde olmuş fakat daha sonra çeşitli sebeplerle yapılan göçler nedeniyle azalmaya başlamıştır. Türkiye haritasında kuzeybatıda yer alan ilimiz Bulgaristan ile sınır komşusudur. Günümüzde Türkiye-Bulgaristan gümrük kapısı olan Dereköy sınır kapısına ev sahipliği yapmaktadır. Kırklareli ilinde gezip görmek istenebilecek yerler arasında göller, barajlar ve mağaralar bulunmaktadır. Bu seçenekler arasında en dikkat çekeni Dupnisa Mağarası’dır. Mağaranın içinin yaz aylarında bile çok soğuktur. Aynı zamanda el sanatları şehirde hala devam etmektedir ve şehrin en önemli el sanatı dokumacılıktır.

Tekirdağ

Tekirdağ geçmişte Bisanthe, Rhaedestus ve Bizans döneminde de Rodosto ismi ile anılmıştır. Aynı zamanda Bizans valileri tarafından “Tekfurdağı” ismiyle de anıldığı düşünülen şehir 1357’de I. Murat tarafından fethedilerek Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır ve hakimiyetinde kaldığı süreçte Edirne iline bağlı bir sancak merkezi olarak kullanılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti‘nin ilk yıllarından itibaren de ”Tekirdağ” adıyla il olarak Türk topraklarına kesin şekilde dahil edilmiştir.

Türkiye’ de iki denize de kıyısı olan illerden biridir. Şehrin coğrafyası Tekir Dağları dışında genelde düzlükten oluşmaktadır. Tarım için çok elverişli olmasının en önemli sebeplerinden biri şehrin kuzeyinde yer alan Ergene Nehri’nin tarım için verimli topraklar sağlamasıdır. Şehrin sahip olduğu miraslar dışında ilk olarak 1962 yılında düzenlenen ve “Kiraz Cümbüşü” adıyla başlayan festival daha sonrasında “Tekirdağ Kiraz Festivali” adı altında bir hafta süren etkinliklerle düzenlenmeye başlanmış ve ilgi çeken bir faaliyet haline gelmiştir.

Edirne

Şehir Hint-Avrupa kökenli bir kavim olan Traklar tarafından kurulmuştur. Bilinen ilk ismi Odrysai’dir. Şehir Roma İmparatorluğu hakimiyetindeyken II. Hadrianus tarafından yeniden kurulmuş gibi inşa edilmiş ve onun adına ithafen Hadrianapolis adıyla anılmıştır. İlerleyen tarihlerde işgal altında kalan şehir en sonunda Osmanlı Dönemi’nde Sultan I. Murat tarafından fethedilerek Osmanlı Devleti’nin başkentliğini yapmıştır. 1453 yılı İstanbul’un fethine kadar Osmanlı Devleti’nin baş şehri olmuş, “Paşa Sancağı” adıyla anılmış ve üniversite şehri olarak tanınmış sonrasında önemini kısmen yitirmiş olsa da padişahların gözde yerlerinden biri olarak kalmıştır. Bu nedenle Osmanlı Devleti’ne ait birçok mirasa ev sahipliği yapmaktadır.

Marmara Bölgesi’nin Trakya kesimindeki iller arasında yer alan Edirne, Avrupa’ya açılan sınır kapılarına sahiptir. Yunanistan ve Bulgaristan ile sınırı vardır. Yunanistan ile olan sınırı Meriç nehri oluşturur. Nehir doğal bir sınır oluşturmakla birlikte ilin en önemli akarsuyu olma özelliğini de taşır bu nedenle de tarım için elverişli topraklara sahiptir. Şehrin coğrafyası genellikle geniş düzlükler ve ovalarla kaplıdır.

Similar Posts